|
Ferrarisini Satan Bilge

Robin S. Sharma
GOA BASIM YAYIN VE TANITIM HİZ.
Kalabalık mahkeme salonunun tam ortasında çökmüş haldeydi. O;
büyük düşleri olan, zeki, yakışıklı, korkusuz ve ülkenin en
seçkin dava avukatıydı.
Onu 17 yıldır tanıyordum.Julian'ın şok edici mahkeme gösterileri
sürekli gazetelerin ön sayfalarında yer alıyordu. Çoğu kimsenin
sadece düşleyebileceği her şeyi elde etmişti: Yıldızlara varan
mesleki şöhret, milyonlarca dolarlık banka hesapları, en pahalı
semtte olağanüstü bir malikane, özel bir jet, tropikal bir ada
ve orada yazlık bir ev ve de çok değer verdiği varlığı-evinin
özel yolunun ortasına parkettiği kırmızı bir ferrari.
Şimdi ise Büyük Julian kalp krizi geçirmiş, çaresiz bir bebek
gibi yerde kıvranıyor ve deli gibi sarsılıyordu.
Bütün bunlar üç seneden fazla bir zaman önce yaşanmıştı. Son
duyduğum Julian'ın Hindistan'a gittiği idi. Ortaklardan birine
hayatını sadeleştirmek istediğini, bazı yanıtlara ihtiyacı
olduğunu ve onları bu mistik ülkede bulmayı amaçladığını
söylemişti. İşine son vermiş, malikanesini, adasını ve jetini
elden çıkarmıştı. Hatta Ferrari'sini bile satmıştı.
Birgün ofisimin kapısı yavaşça açıldı. Kapının ardında canlılık
ve enerji yayan, genç ve iyi görünüşünden fazla neredeyse kutsal
diyebileceğim bir huzura sahip, gülümseyen bir adam kapıda
göründü.
"İşimi elimden almaya niyetli hızlı bir avukat herhalde"diye
düşündüm.
Genç adam sevdiği bir öğrencisini izleyen Buda gibi gülümseyerek
bana bakmayı sürdürdü. Dayanılmaz sessizlikle geçen uzun bir
aradan sonra şaşırtıcı bir biçimde emredici bir ses tonuyla
konuştu:
"Tüm konuklarına böyle mi davranırsın John, hele sana mahkeme
salonlarının sırrını öğreten birine"
"Julian? Bu sen misin? İnanamıyorum! Gerçekten sen misin?"
Güçlü kahkahası kuşkularımı doğruladı. Önümde duran genç adam
uzun süredir kayıp şu Hintli Yogiden başkası değildi: Julian
Mantle. İnanılmaz değişimi karşısında şaşkına dönmüştüm.
|